DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sisli

iktisada giriş ders ktabı içeriği

iktisada giriş ders ktabı içeriği
06.04.2019
332
A+
A-

ktisadı neden öğrenmeliyiz? İktisadı öğrenmenin bir nedeni, içinde yaşanılan dünyayı anlamaktır.Bu dünyada bazı ülkeler refah içinde yaşarken, neden diğer ülkeler açlık çekmektedirler?Bazı ülkelerde enasyon oranı çok yüksek iken, neden bazı ülkeler istikrarlı fiyatlarasahiptirler? Bazı dönemlerde iş bulmak daha kolay iken, neden bazı dönemlerde çokzordur? Bazı piyasalarda çok sayıda firma faaliyette bulunurken, neden bazı piyasalarda birya da iki firma faaliyette bulunmaktadır? Bazı ulaşım araçları için gidiş dönüş bileti nedentek yöne kıyasla daha ucuzdur? Piyasaya girişler kolay olduğunda neden rakipler fiyatlarınıdüşük tutmaktadırlar? İşte ekonominin yanıtlamaya çalıştığı sorulardan birkaçı bunlardır.Diğer bir neden ise, iktisadı öğrenmek insanları ekonomide daha rasyonel ve dahakatılımcı olmaya yöneltiyor. Yaşamınız boyu birçok ekonomik kararlar alırsınız. Öğrenciiken hangi okulda ve ne kadar yıl okumaya ilişkin karar alırsınız. Çalışmaya başladığınızdaelde ettiğiniz gelirinizi nasıl kullanacağınıza ve ne kadar tasarruf edeceğinize ilişkinkararlar alırsınız. Üretici iseniz ne kadar üretim yapacağınıza ve ürününüze ilişkin hangifiyatı uygulayacağınıza ilişkin kararlar alırsınız. Hatta yaşamınız boyunca alacağınız hertürlü karar sizin refahınızı etkilediği için mutlaka ekonomik yönü olacaktır.Bir başka neden ise, iktisadı öğrenmek ekonomi politikalarının sınırlarını ve potansiyelinianlamamıza olanak sağlar. Böylece hangi politikaları destekleyeceğinizi, hangipartiye oy vereceğinizi daha iyi değerlendirirsiniz. Devletin bütçe açığının etkisini, diğerülkelerle ticaretin etkisini, Avrupa Birliğine üyeliğin etkilerini ve vergi yasalarındaki deği-şikliğin etkilerini daha iyi yorumlayabilirsiniz. Gazete ve dergi okurken, TV seyrederkendaha zevkli ve anlamlı değerlendirmeler yapabilirsiniz.İktisat bir sosyal bilimdir. Sosyal bilim ise insan davranışlarının incelenmesiyle ilgilidir.Dolayısıyla iktisadın merkezinde insan yer alır. Burada insanların ya tüketici ya daüretici olarak nasıl kararlar aldıkları, insanların birbirlerini nasıl etkilediği ve bir ekonomininnasıl işlediği açıklanacaktır. Bu çerçevede, ilk bölümde iktisadın tanımı yapılarak,temel iktisadi sorun ele alınmaktadır. Daha sonra iktisadi düşünme tarzı ortaya konulmaktave iktisadın yöntemi açıklanmaktadır.İKTİSADIN TANIMIİktisat; bu sözcüğü duyduğunuzda büyük bir olasılıkla borsa ekranına kilitlenmiş insanlar,Tahtakale’de sokak ortasında elinde bir demet dolar ile gezenler, koyu renk takım elbiselive yüzlerine ciddi bir ifade takınmış bürokratlar, TV’de bir türlü bitmek bilmeyen tartış-maların yapıldığı programlar gelecektir gözünüzün önüne. Günlük yaşamınızda herhâlde

günde birkaç kez iktisat veya ekonomi sözcüğünü duyuyorsunuzdur. Peki, iktisat nedir?Hiç düşündünüz mü?İktisat bir sosyal bilimdir ve bu nedenle toplumla ilgili bazı olguları açıklamayı hedeemektedir.Bu anlamda iktisadın psikoloji, sosyoloji ve siyaset bilimi ile ortak bazıyönleri vardır. Ancak iktisat, gerek çalışma alanı, gerekse çalışma yöntemi ile diğer sosyalbilimlerden ayrılmaktadır. İktisatçılar inceledikleri problemlere farklı sorularla cevap arayarakyaklaşırlar ve diğer sosyal bilimciler tarafından kullanılmayan araçları kullanarakbu sorulara cevap verirler. Diğer sosyal bilimlerle iktisat arasındaki farkı vurgulayacakşekilde tanımlanması gerekirse; “İktisat, kıtlık koşulları altında yapılan tercihlerin incelenmesidir.”tanımlamasını kullanabiliriz.Yaptığımız bu tanımın sizi biraz şaşırttığının farkındayız. “İktisatla özdeşleştirdiğimizbazı kavramlar (faiz, döviz kuru, bütçe açığı, enasyon gibi) bu tanımın neresinde?” diyesorduğunuzu duyar gibiyiz. Bu kavramların hepsi, bu kitap ve ikinci dönem okuyacağınızkitap boyunca karşınıza çıkacak kavramlar arasında yer almaktadır. Ancak, aceleci olmamanızgerekir. Dilerseniz bu tanımı biraz daha ayrıntılı olarak ele alalım ve söz konusu tanımlamadageçen iki önemli kavramı irdeleyerek konuyu açalım: Kıtlık ve tercih. Bu kavramtüm ekonomilerin karşı karşıya bulunduğu temel iktisadi sorunu ifade etmektedir.

Ekonomi veya iktisat sözcüklerinin parayla ilgili bir kavram olarakdeğerlendirilmesi veya algılanması genellikle iktisat eğitimialmamış olanların düştüğü bir yanılgıdır. Aslında bu yanılgı AlfredMarshall tarafından 1890 yılında kaleme alınan “Principlesof Economics (İktisadın Temel İlkeleri)” isimli kitapta iktisattanımını zenginlik ve toplum ögelerini kullanarak yapmış olmasındankaynaklanmaktadır. Bizim yukarıda kullandığımız tanım1932 yılında yanda fotoğrafı görülen Lionel Robbins tarafındanyazılan “e Nature and Significance of Economic Science (İktisatBiliminin Yapısı ve Önemi)” isimli kitapta ortaya koyduğu ve otarihten sonra genel kabul gören tanımdır. Bu tanımı kullanarak“ekonomi } para” yanılgısına düşen birisini ikna ediniz.TEMEL İKTİSADİ SORUNBir an için günlük yaşamınızı düşünmenizi istiyoruz sizden. Yani, gün içinde yaptıkları-nızı, elde ettiklerinizi ve edemediklerinizi, çevrenizde gün içinde gelişen olayları düşününbir an için. Şu anda sahip olmayı istediğiniz ama sahip olamadığınız bir şey var mı? Yada şu anda sahip olduğunuz ama daha fazlasına sahip olmayı istediğiniz bir şey? Eğer busorulara verdiğiniz cevap “Hayır” ise sizi kutlarız. Ya “bir lokma-bir hırka” yaşam biçiminive felsefesini içine sindirmiş bir ulu kişisiniz ya da Sabancı ailesi ile yakın bir akrabalıkilişkiniz var. Sizin dışınızda kalan herkes, yani bizler, yaşam standardımızın sınırlarını sü-rekli zorlama ihtiyacı içindeyiz. Bir diğer deyişle, hepimizin sonsuz istekleri ve ihtiyaçlarıvar ancak bunların bir kısmını karşılayabiliyor, büyükçe bir kısmını ise ertelemek zorundakalıyoruz. İşte bu basit gerçek iktisat biliminin temelini oluşturmaktadır: Hepimiz kıtlıksorunu ile karşı karşıyayız. İlk bakışta ihtiyaçlarımızın tamamını gideremediğimize göreçok sayıda ve türde kıtlık sorunu ile karşılaştığımızı düşünebilirsiniz. Şu anda sahip olmakistediğiniz çok sayıda şey söz konusu olabilir: Daha geniş bir evde yaşamak, bir arabayasahip olmak, tüm sorunlarınızı unutturacak uzun ve lüks bir tatile çıkmak, kitap okumayadaha fazla zaman ayırmak. Bu listeyi sonsuza kadar uzatabilirsiniz. Ancak biraz dahaayrıntıya indiğinizde, bu isteklerinizi karşılama gücünüzü sınırlandıran iki faktörden sözetmek mümkündür: Harcama gücünüzün ve zamanınızın sınırlı olması.

Harcama gücünün sınırlı olması hepimizin yakından bildiği bir kıtlıktır. Hepimiz istediğimizşeyleri satın almaya olanak tanıyacak ölçüde yüksek bir gelire sahip olmayı isteriz.İsteklerimizin büyükçe bir kısmını karşılayamamamızın nedeni yeterli gelir düzeyine sahipolamayışımızdır. Ancak, zamanın sınırlı olması da aynı ölçüde önemli bir kıtlık kaynağıdır.Yapmayı istediğiniz birçok şey (uzun bir tatile çıkmak, film izlemeye daha fazlavakit ayırmak, arkadaşlarınızla daha sık ve uzun süreli telefonla konuşmak gibi) paranınyanında zaman da gerektirir. Harcama yapma gücünüzün sınırlı olması gibi, isteklerimizikarşılayabilmek için bir gün içinde sahip olduğumuz zaman da sınırlıdır. Harcama gücü-müzün ve zamanın sınırlı olması nedeniyle isteklerimizi bir sıraya sokmak, bazılarını ertelemekzorunda kalırız. Daha iktisadi bir ifadeyle, karşı karşıya olduğumuz kıtlık sorunubizi tercih yapmaya zorlar. Sınırlı zamanımızı çalışma, eğitim, uyku, alışveriş gibi çeşitlifaaliyetler arasında dağıtmamız (tahsis etmemiz) gerekir. Benzer şekilde, sınırlı harcamaolanaklarımızı da kira, beslenme, seyahat gibi mal ve hizmetler arasında dağıtmak zorundakalırız. Dolayısıyla, bir şeyi satın almayı ve yapmayı tercih ettiğimizde, aynı zamandabir şeyleri almamayı ve yapmamayı da tercih ediyoruz demektir. İşte iktisat, bireyler olarakyaptığımız tercihleri ve bu tercihlerin ekonomi üzerindeki etkilerini inceler. Dolayı-sıyla, bireylerin kıtlık koşulları altında tercihlerini nasıl yaptıklarını incelemek iktisadınbaşlangıç noktasını oluşturur. Nitekim kitabınızın giriş niteliğindeki bu bölümünden sonragelen ilk konu “Kıtlık, Tercih ve Fayda” başlığını taşımaktadır.Şu ana kadar bireysel olarak ele almaya çalıştığımız konunun boyutlarını biraz dahagenişleterek tüm toplum bazında düşünmeye çalışalım. Toplumun amacı nedir? Dahayüksek bir yaşam standardı (refah seviyesi), sokakların daha güvenli olması, daha iyieğitim, daha temiz bir çevre ve diğerleri… Peki, toplumsal bazda bu amaçlara ulaşmayıengelleyen nedir? Aslında, bu sorunun cevabını daha önce öğrendiniz: Kıtlık. Toplumsalbazda düşünüldüğünde, sorun kaynakların kıt olmasıdır. Burada sözü edilen kaynaklar,ihtiyaçlarımızı karşılayacak mal ve hizmetlerin üretilmesinde kullanılan şeylerdir. İktisat-çılar kaynakları üç gruba ayırırlar:İş gücü: Mal ve hizmetlerin üretilmesinde insanlar tarafından harcanan zaman.Sermaye: Mal ve hizmetlerin üretilmesinde insanlar tarafından kullanılan uzun ömürlüaraçlardır. Bu araçlar arasında yer alan bina, makine, teçhizat gibileri fiziki sermaye,çalışanların sahip olduğu bilgi ve beceri ise beşeri sermaye olarak adlandırılmaktadır.Toprak: Üzerinde üretimin gerçekleştirildiği fiziki yüzeydir. Bu yüzeyin altında veyaüstünde yer alan doğal kaynaklar da toprak üretim faktörü içerisinde değerlendirilirler(petrol, demir, kömür, ağaçlar gibi).Ekonomide üretilen her şey bu kaynakların bir şekilde bir araya getirilmesi ile ortayaçıkmaktadır. Örneğin, bu konunun anlatıldığı iktisat dersinizi düşünelim. Şu anda“üniversitede ders almak” adını verebileceğimiz bir hizmeti tüketmektesiniz. Bu hizmetiüretebilmek için ne gibi kaynaklar bir araya getirilmektedir? Öncelikle, hocanız iş gücünüortaya koymakta ve çeşitli türdeki sermaye bu süreçte kullanılmaktadır. Fiziki sermayeolarak oturduğunuz sıralar, tahta, varsa projektör cihazı ve sınıfınızın bulunduğu binagibi sermaye unsurları bu üretim sürecinde yer alır. Hocanızın ders notlarını hazırlamaktakullandığı bilgisayarı da sermaye unsurları içerisinde değerlendirmek gerekir. Bu hizmetinüretilmesi sürecinde sadece fiziki sermaye değil, beşeri sermaye de kullanılmaktadır.Örneğin, hocanızın uzmanlığa dönük bilgi birikimi ve ders anlatma becerisi beşeri sermayearasında yer almaktadır. Son olarak sınıfınızın bulunduğu binanın üzerinde inşa edildiğitoprak da bir kaynak olarak bu hizmetin üretilmesinde kullanılmaktadır. Sıralananbu üç kaynağın dışında başka nesneler de sözünü ettiğimiz hizmetin üretilmesi sürecindekullanılmaktadır. Örneğin hocanızın kullandığı tebeşiri ele alalım. İlk bakışta bunu dasermaye kategorisi içerisinde düşünebilirsiniz; ancak, bu bir sermaye unsuru değildir. Zira

bu amaçla kullanılan tebeşir uzun ömürlü değildir. Bir aracın sermaye kategorisinde de-ğerlendirilebilmesi için birkaç yıl veya daha uzun süre üretim sürecinde kullanılabilmesigerekir. Oysa tebeşir, dersin verilmesi (yani, hizmetin üretilmesi) sırasında kullanılır vebiter. Bu nedenle, iktisatçılar üretim sürecinde kullanılan bu tür kaynakları sermaye değilham madde olarak kabul ederler.Toplumsal bazda düşünüldüğünde, mevcut kaynaklar arzulanan tüm mal ve hizmetlerinüretilmesinde yetersiz kalır. Bir diğer deyişle, toplum da kaynakların kıtlığı sorunu ilekarşı karşıyadır. Bu da toplumsal bazda da tercih yapılması gereğini gündeme getirir. Tıpkıbireysel bazda olduğu gibi, tercihlerin söz konusu olması durumunda kıt kaynaklarınbir şekilde dağıtılması (tahsis edilmesi) gerekmektedir. Bir diğer deyişle, hangi isteklerinkarşılanacağına, hangilerinin erteleneceğine karar verilmesi zorunludur. Kaynakların kıtolması ve bu durumun bizi tercih yapmak zorunda bırakması, iktisat derslerinizde inceleyeceğiniztüm sorunların temelini oluşturmaktadır. Bu sorunlar, “ne, ne kadar, nasıl vekimin için üretilecektir?” soruları ile özetlenebilir

Yoksulluk ve kıtlık (yoksunluk) sizce aynı anlama gelen kavramlar olarak değerlendirilebilirmi? Uygulanan son derece başarılı bir yoksullukla mücadele programı sonucunda, ülkemizdenyoksulluğun tamamıyla yok edildiğini kabul edersek, kıtlık sorunu da tamamen ortadankalkmıştır diyebilir miyiz?Mal ve HizmetYukarıdaki son paragrafın ilk cümlesini tekrar okumanızı istiyoruz. Bu cümlede geçenve iktisatta çoğu zaman birlikte kullanılan bir kavram bütünü var bu cümlede: “mal vehizmetler” Biraz önce ekonomide üretilen her şeyin sıraladığımız üç kaynağın bir şekildebir araya getirilmesi ile ortaya çıktığınız söyledik. İşte, kaynakların çeşitli şekillerde biraraya getirilmesi ile ortaya çıkan, daha doğru bir ifadeyle üretilen ve ihtiyaçları karşılamaözelliği bulunan ürünlere mal ve hizmet adını veriyoruz. Örneğin bir çiçi, bir traktör,bir dönüm toprak, bir miktar tohum ve bir miktar gübrenin bir araya gelmesi ile bir malüretilmektedir: buğday. Örneğin 50 müzisyen, bunların kullandığı müzik aletleri, oturduklarısandalyeler, önlerinde bulunan nota kitapları, orkestra şefi ve konser salonununbir araya gelmesi ile bir hizmet üretilmektedir: klasik müzik konseri. Üretilen mısır fizikiolarak görebildiğimiz, dokunabildiğimiz, üretiminde kıt kaynaklar kullanıldığı ve insanihtiyaçlarını karşılama özelliği taşıdığı için bir maldır. Şu anda okumakta olduğunuz kitap,üzerinde oturduğunuz sandalye, üzerinizdeki giysiler, akşam yemeyi planladığınız pizza,tamamı mal olarak kabul edilmesi gereken ürünlerdir. Klasik müzik konseri fiziki olarakdokunamadığımız ancak üretiminde yine kıt kaynaklar kullanıldığı ve insan isteklerini giderdiğiiçin hizmet olarak adlandırılmaktadır. Dinlediğiniz ders, izlediğiniz filmler, yaptı-ğınız telefon görüşmeleri, kullandığınız İnternet bağlantısı, kuru temizleme ve saç kesimi,tamamı hizmet olarak değerlendirebileceğimiz ürünlerdir.Mal ve hizmetler kıt kaynaklarla üretildiği için kendileri de kıtlığa konu olmaktadır.Bir mal veya hizmetin sıfır fiyat düzeyindeki mevcut miktarı toplumun arzuladığı miktardandaha düşükse bu mal veya hizmet kıttır. Arzuladığımız her mal ve hizmete sahip olamadığımıziçin sürekli olarak bunlar arasında bir seçim, tercih yapmak zorunda kalırız.Kıtlığın söz konusu olduğu ortamda tercih yapma zorunluluğu bazı mal ve hizmetlerdenvazgeçmemiz gerektiği anlamına gelir.Günlük yaşamımızda çok az sayıda malın fiyatın sıfır olduğu durumdaki (bir bedelödenmesi gerekmediği zaman) miktarı toplumun arzuladığından daha fazla olduğu içinserbest mal kategorisindedir. Örneğin; hava ve deniz suyu genel anlamda serbest malolarak kabul edilirler. Zira istediğimiz kadar hava soluyabilmekte ve deniz suyu kulla nabilmekteyiz. Hayattaki en iyi şeylerin bedava olan şeyler olduğunu savunan bir yaşamanlayışının varlığına karşın günlük yaşamımızdaki hemen her şey kıttır ve serbest malkategorisine girmemektedir. Hatta serbest mal olarak düşündüğümüz mal ve hizmetlerdebile bir bedel ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Örneğin; atmosferi bir çöplük, denizleride lağım çukuru olarak kullanmaya devam ettikçe temiz hava ve temiz deniz suyugiderek kıt hâle gelmektedir. Serbest mal kategorisinde olan mal ve hizmetlerin iktisadınkonusu değildir. Kıtlık söz konusu olmadığında iktisadi sorun da söz konusu olmayacağıiçin serbest mallar iktisadın ilgi alanı içerisinde yer almazlar.Ekonomik AktörlerBir ekonomide dört tür aktör ya da katılımcı söz konusudur: Hanehalkı, firmalar, devletve yabancılar. Bu iktisadi aktörler içerisinde kilit konumunda olan hanehalkıdır. Bir tüketicibirim olarak hanehalkı mal ve hizmet talep ederken, kaynak sahibi birim olarak da işgücü, toprak ve sermayeyi firmalara, devlete ve yabancılara arz eder. Firmalar, devlet veyabancılar aslında yardımcı aktör konumundadırlar. Çünkü bu ekonomik birimler hanehalkınınarz ettiği kaynakları talep etmekte ve hanehalkının talep ettiği mal ve hizmetleriarz etmektedirler. Yabancılar dediğimizde yurt içi piyasalara kaynak ve ürün arz eden,yurt içi piyasalardan kaynak ve ürün talep eden yabancı hanehalklarını, yabancı firmalarıve yabancı devletleri kastettiğimizi de belirtelim.Piyasalar ise alıcı ve satıcıların karşı karşıya gelerek değişim (takas) işlemini gerçekleştirdikleriortamlardır. Bu ortamlar çoğu zaman fiziki mekanlar biçiminde (süpermarketler,alışveriş merkezleri ve borsalar gibi) olsalar da alıcı ve satıcının iletişim kurabildiğidiğer ortamları da (radyo ve TV reklamları, İnternet ortamı, telefon hattı gibi) kapsamaktadır.Bu araçlar satışa sunulan ürünlerin kalitesi, miktarı ve fiyatı konusunda ekonomikaktörlere bilgi sağlamaktadır. Mal ve hizmetlerin alınıp satıldığı piyasalar ürün piyasaları,kaynakların alınıp satıldığı piyasalar ise kaynak piyasalarıdır. En önemli kaynak piyasasışüphesiz iş gücü piyasasıdır.Bir maldan ihtiyaçlarımızı karşılayacak ölçüde bol miktarda bulunuyorsa ve buna bir bedelödemeden sahip olabiliyorsak, bu tür mallara serbest mal adını veriyoruz. İktisada Giriş kitaplarındaserbest mallara verilen örnek genellikle havadır. Acaba hava her durumda serbestbir mal olarak değerlendirilebilir mi?İKTİSADİ DÜŞÜNME TARZIİnceleme gereği duydukları konular farklı olmasına karşın iktisatçıların sorunlara yaklaşı-mı belirli ilkelere dayanan ortak bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma iktisadi düşünme tarzı adı-nı vermekteyiz. Sözü edilen bu ilkelerden ilki tercihlerin kıtlık koşullarında yapılmasıdır.Diğer ilke karar alıcıların davranış biçimleri ve tercihlerin yapılma sürecine ilişkin ilkedir.Son olarak incelenmesi gereken ilke, iktisadi düşünme tarzının mevcut durumla inceleyerekanalize başlaması ve ortaya çıkacak değişimin sonuçlarını incelemesidir. Sözü edilenbu ilkeleri, yani iktisadi düşünme tarzının temel prensiplerini anladığımız zaman iktisat-çıların hipotezlerini kavramak ve iktisat konusunda uzmanlaşmak daha kolay olacaktır.Rasyonel Davranışİktisadi düşünme tarzının temel ilkesi karar alıcıların rasyonel davrandıkları ilkesidir. Birdiğer deyişle, karar alıcılar kendilerine belirli bir amaç veya hedef belirler ve tercihlerinibu amaca ulaşmak yolunda yaparlar. Dolayısıyla kendi çıkarlarına göre hareket ederler.Örneğin, tüketiciler açısından ele alındığında varsayılan amaç; elde edilen mutluluğu veyarefahı maksimize etmek, en yüksek düzeye çıkartmaktır. Burada rasyonel davranış, tüketi cinin elde etmeyi beklediği faydayı en yüksek düzeye çıkartacak tercihleri yapmasıdır. Örneğin,bir tüketici X markasını Y markasına tercih ediyor ve her iki marka da aynı fiyatasatılıyorsa tercihini her ortamda X malını seçmek şeklinde kullanmalıdır.Rasyonel davranış, tüketicilerin asla yanlış karar vermeyecekleri anlamına gelmemektedir.Tüketici yeni piyasaya sürülmüş veya kalitesi iyileştirilmiş Y markasını deneyebilirve sonuçta yanlış bir tercihte bulunduğunu anlayabilir. Bu türden denemeler tüketicininrasyonel olmayan bir tercih yaptığı anlamına gelmez. Ancak X markasının Y markasınagöre daha üstün olduğunu belirledikten sonra Y markasını satın almaya devam etmekrasyonel olmayan (irrasyonel) bir tercihtir.Üreticiler de tıpkı tüketiciler gibi kendi çıkarları doğrultusunda tercih yaparlar. İktisatçılarher üreticinin elde ettiği kârı maksimize etmek amacına sahip olduğunu varsayarlar.Burada kâr bir ürünün satışından elde edilen kazanç ile bunu üretmek için katlanılanmaliyet arasındaki olumlu farktır. Örneğin, bir çiçi 4 bin liraya mâl olan mahsulünü 6bin liraya satarsa 2 bin lira kâr elde eder. Kâr maksimizasyonu amacının bir sonucu üreticinin,üretimi gerçekleştirmek için mümkün olan en az kaynağı kullanma eğilimine sahipolacağı şeklinde ifade edilebilir. Gerekli olandan daha fazla kaynak kullanmak üretiminmaliyetini arttıracak ve sonuçta kâr azalacaktır. Bu da rasyonel olmayan bir davranıştır.Toplumdaki her bir ekonomik birimin rasyonel davranmasının sonucu ekonomideetkinliğin sağlanması sonucunu doğurmaktadır. Kapitalist üretim ilişkilerini sistematikbiçimde ele alan ilk iktisatçı olarak değerlendirilen Adam Smith, Ulusların Zenginliği(Wealth of Nations) isimli kitabında bu etkinlik mekanizmasını görünmez el benzetmesiile açıklanmış ve piyasalarda dengenin otomatik olarak sağlanacağını ortaya koymuştur.Karar Almaİktisadi düşünme tarzı kararların nasıl alındığına ilişkin bazı varsayımlar da içerir. İktisatçılarkarar alınırken bir eylemin olası yarar ve maliyetlerinin göz önüne alındığınıkabul ederler. Örneğin, otomobilde arka koltukta otururken emniyet kemerinin bağlanmasıkonusunda tüketiciler, olası yararlar (kaza anında yaralanma riskini azaltması gibi)ile maliyetleri (vakit kaybına neden olması, elbiselerin buruşmasına neden olması, sıkıntıvermesi gibi) karşılaştırırlar. Eğer emniyet kemeri bağlamanın yararları maliyetlerini aşı-yorsa tüketici emniyet kemerini bağlayacaktır. Aksine maliyetler yararlardan daha büyükolarak değerlendiriliyor ise emniyet kemeri kullanılmaz.Maliyetler ve yararlar kişiden kişiye farklılık gösterdiği için kararlar da farklılık gösterebilir.Örneğin, müvekkili ile bir görüşme yapmak üzere başka bir kentin şehirler arasıotobüs terminaline gelen bir avukatı düşünelim. Bu avukat bir taksiye binerek çabucakkent merkezine ulaşabilir veya bir toplu taşıma aracına binerek aynı yere daha uzun sü-rede ulaşabilir. Kişinin bunlardan hangisini seçeceği elde edilen yarar (tasarruf edilenzaman) ile katlanılan maliyete (ödenen daha yüksek bedel) bağlı olarak belirlenecektir.Böyle bir durumda herkesin aynı sonuca ulaşması söz konusu değildir. Örneğin, aynı otobüsterminaline ailesini ziyaret etmekten dönen bir öğrencinin geldiğini düşünelim ve buöğrencinin kaldığı yurda erişebilmek için toplu taşıma aracını tercih edeceğini söyleyebiliriz.Çünkü örneğimizdeki avukatın katlandığı yüksek maliyeti müvekkiline yansıtmaolanağı mevcutken, öğrencinin böyle bir imkânı yoktur. Dolayısıyla öğrencinin tercihleriile karşılaştırıldığında, avukatın taksiyi tercih etmesi daha büyük bir olasılıktır.Karar alma sürecinin bu özelliği belirli iken, elde edilen yararlarda veya katlanılanmaliyetlerde meydana gelecek bir değişme, tercihleri etkileyecektir. Örneğin, taksi taşı-ma ücretlerinde ciddi bir düşüş yaşanırken alternatierin fiyatında bir değişiklik olmazsadaha çok ekonomik birimin taksiyi tercih edeceğini söylemek mümkündür. Benzerşekilde, eğer kamu otoritesi emniyet kemeri takmamanın maliyetini (örneğin cezaları)Rasyonel davranış: Tercihyapmak veya karar almakdurumunda olan bir iktisadibirimin kendi hedefine uygunbiçimde hareket etmesidir.1. Ünite – İktisadı Neden Öğrenmeliyiz? 9arttırırsa daha fazla sayıda kişinin emniyet kemeri kullanma eğiliminde olacağını söyleyebiliriz.Görüldüğü gibi ekonomik birimlerin olası davranışlarını öngörebilmek mümkünolmaktadır. Bu durum, insan davranışlarını incelemede ve maliyetlerle elde edilen yararıdeğiştiren gelişmelerin sonuçlarını belirlemede iktisatçılara önemli bir güç vermektedir.Marjinal Analizİktisadi düşünme tarzı marjinal analiz adını verdiğimiz bir analiz yöntemini de kapsar.Marjinal analiz, mevcut şartlar değiştiğinde ortaya çıkacak durumun incelenmesidir. Örneğin;bir öğrenci iktisat çalışmak için haada 5 saat yerine 6 saat ayırmaya karar verdi-ğinde marjinal analize göre hareket ediyor demektir. Hemen anlayacağınız gibi, iktisat çalışmayailave bir saat ayrılmasının sağlayacağı yarar (içinde yaşadığımız dünyayı daha iyialgılayabilme ve muhtemelen sınavlarda daha yüksek bir not alma) bunun getireceği maliyeti(dinlenmeye daha az zaman ayırma, daha az uyuma gibi) aşmaktadır. Eğer bir başkaöğrenci farklı sonuca ulaşıyorsa iktisat çalışmak için ilave bir saatlik süre ayrılmayacaktır.Sadece tüketiciler değil, üreticiler de karar alırken marjinal analize bağlı kalarak hareketederler. Örneğin bir çiçi daha çok gübre kullandığında buğday üretiminin ne kadarartacağına bakar. Bu süreçte çiçi daha çok gübre kullandığında üretim maliyetlerininne kadar artacağı ve dolayısıyla kârının ne kadar artacağı veya azalacağı ile ilgilenir. Dikkatedilirse çiçi, mevcut durumda meydana gelecek değişmelerin sonuçlarını göz önünealarak karar vermektedir. Karar verme süreci çoğunlukla değişmelerle ilgili olduğu içinmarjinal analiz iktisadi düşünme tarzında önemli bir rol üstlenmektedir.İktisadi Düşünme Tarzında Yapılan Hatalarİktisat teorisi bize iktisadi konularda analiz yapma ve ekonomik birimlerin davranışlarınıbelirlemede yardımcı olur. Etrafımızı çevreleyen olayların daha iyi anlaşılmasını sağlayarakkarar alıcıların maliyeti yüksek hatalardan kaçınmalarına da olanak tanır. Ancak diğeranaliz araçlarında olduğu gibi iktisat teorisi de dikkatle kullanılması gereken bir araçtır.İktisadi düşünme tarzının temellerini oluşturmaya çalıştığımız bu bölümde genellikle dü-şülen üç hatadan söz edecek ve bunlardan kaçınmanın yollarını tartışacağız. Sözü edilenbu üç hata diğer şartlar sabitken, birlikte değişim-nedensellik ve tümleme yanılgısı başlıklarıaltında incelenebilir.Diğer Şartlar Sabitken: İktisada giriş çerçevesinde ele alacağımız teorik yaklaşımlarçoğunlukla diğer şartlar sabittir varsayımı kullanılarak geliştirilir. Bu varsayıma göre, biriktisadi olgu incelenirken, bu olguyu etkileyen değişkenlerden belirli bir tanesinin değiş-tiğini, diğer değişkenlerin ise sabit kaldığını kabul ederiz. Bu varsayım analizleri basitleş-tirmenin temel araçlarından bir tanesidir. Örneğin, pop müzik konserleri düzenleyen birorganizatörün konser biletlerinin fiyatını düşürdüğü zaman daha fazla kişiye bilet satabileceğiyönünde bir teori geliştirdiğini ve ilk düzenlenen konserde bilet fiyatlarını yarıyarıya düşürdüğünü kabul edelim. Fiyatın düşürülmesine rağmen organizatörün beklentisiningerçekleşmediğini ve sonuçta daha az bilet satıldığını varsayalım. Sizce bu sonuçorganizatörümüzün geliştirdiği teorinin yanlış olduğunu mu göstermektedir? Bu soruyacevap vermeden önce dikkatlice düşünmenizi ve kullandığımız analiz yöntemini hatırlamanızıöneririz. Zira satılacak bilet sayısı, bilet fiyatının dışında çok sayıda faktördenetkilenebilir. Örneğin; konserin zamanlaması, yani düzenlendiği tarih ve saat, hava ko-şulları gibi faktörler bile konsere gitme (ve doğal olarak bilet satın alma) kararı üzerindeetkili olacaktır. Dolayısıyla teori, örneğin, tüketicilerin zevk ve tercihlerini göz önüne almaksızın,bilet fiyatlarını düşürünce daha fazla bilet satılacağını söylememektedir. Aksineteori, bilet satışlarını etkileyen diğer faktörler değişmezken düşük bilet fiyatının satışlarıarttıracağını ifade etmektedir. Bu nedenle sabit kabul edilen faktörlerden biri değişirseMarjinal analiz: Mevcut koşullardeğiştiği zaman ne olacağınınincelenmesidir.10 İktisada Giriş-Iartık diğer koşullar sabitken varsayımı geçerli değildir ve teorinin dayandırıldığı önemlibir varsayım ihlal edilmiş demektir. Varsayımları yerine getirilmediği sürece bir teorinintest edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle, örneğin hava koşullarının değiştiği birortamda, düşük bilet fiyatlarına rağmen daha fazla bilet satılamaması konser organizatörütarafından geliştirilen teorinin yanlış olduğunu göstermez.Bazı iktisat kitaplarında diğer şartlar sabitken varsayımı Latince karşılığı olan CeterisParibus deyimi kullanılarak ifade edilir.Birlikte Değişim – Nedensellik: İktisadi düşünme tarzı sürecinde yapılan bir yanlışlıkiki değişkenin sergilediği birlikte değişim ilişkisi ile iki değişken arasındaki nedensellikilişkisinin birbirine karıştırılmasıdır. Birbiri ile ilişkisi olmayan iki değişkenin aynı andatesadüfi olarak birlikte değişiyor olması birinin diğerinin nedeni veya sonucu olduğunugöstermez. Örneğin, yapılan bir araştırmada leyleklerin göç mevsimi olan baharın baş-langıcında yeni doğan bebek sayısının da arttığı belirlenmiştir. Bir diğer deyişle bölgeyegelen leylek sayısı ile yeni doğan bebek sayısı aynı yönde değişmektedir. Bu birlikte deği-şim ilişkisine bakarak bebeklerin leylekler tarafından getirildiği sonucuna ulaşamayız. Buiki değişken arasında bir nedensellik bağı bulunmamakta, ilişki tamamen tesadüfi olarakortaya çıkmaktadır. Bu da birlikte değişim ilişkisi ile nedensellik ilişkisinin aynı anlamagelmediğini göstermektedir.Tümleme Yanılgısı: Bir grup bireylerden oluştuğuna göre, birey için doğru olanın grupiçin de doğru olduğu sonucuna ulaşabilirsiniz. Eğer böyle düşünüyorsanız başlıkta sözünüettiğimiz tümleme yanılgısına düşüyorsunuz demektir. Bir birey olarak davrandığınızda,bağırarak konuşmanız karşınızdakilerin sizi daha iyi anlamasına olanak tanıyabilir. Acababu durum bir odadaki herkesin bağırarak konuşması durumunda herkesin birbirini dahaiyi anlayacağı anlamına gelir mi? Tabii ki hayır! Aksine, bırakın herkesin birbirini daha iyianlamasını, tam bir karmaşa yaşanacak, gürültü kirliliği ortaya çıkacaktır. Bireysel olarakdavrandığınızda sizin için doğru olan, gruptaki herkesin aynı şeyi yapması durumundadoğru olmaktan çıkabilir. İktisadi düşünme tarzı bu yanılgıdan uzak durmamızı söylemektedir.Grafik 1.1 bize Türkiye’de 1998 – 2014 dönemindeki ekonomik büyüme oranının (sağ dikeyeksen) seyri ile lisanslı atletizm yapan bayan sporcu sayısındaki değişim oranını (soldikey eksen) gösteriyor. Grafiğe göre her iki değişken çoğunlukla aynı yönde değişmektedir.Bir diğer deyişle bayan atlet sayısı arttıkça ekonomik büyüme hızlanmakta, bayan atlet sayısındakiartış yavaşladığında ekonomik büyüme de yavaşlamaktadır. Ekonomik büyümetoplumsal refahın artması anlamına geldiğine göre, daha çok bayan atletin lisans alması durumundaTürkiye ekonomisi daha hızlı büyüyecek ve toplumsal refah artacaktır. Grafiktegördüğümüz bu ilişkiden yola çıkarak önemli bir iktisadi soruna çözüm bulduk: Ne kadarçok kadın, atletizm ile ilgilenirse ekonomik refah o ölçüde artacak, böylece ekonomik istikrarsızlık,işsizlik ve hatta enasyon sorunları ortadan kalkacaktır. Ne dersiniz?Diğer şartlar sabitken (CeterisParibus) varsayımı: Bir İktisadiolguyu etkileyen çok sayıdafaktörden sadece bir tanesinindeğiştiği, diğer faktörlerin isedeğişmediği varsayımıdır.Tümleme yanılgısı: Birey içindoğru olanın grup için de doğruolacağı şeklinde hatalı bir sonucaulaşılmasıdır.41. Ünite – İktisadı Neden Öğrenmeliyiz? 11İKTİSADIN BÖLÜMLERİİktisat, iktisatçının yanıt bulmaya çalıştığı sorunlara göre çeşitli bölümlere ayrılır. İktisadınen yaygın kabul gören bölümleri, makro ve mikro iktisattır.Mikro iktisat, iktisadın insan davranışı ve insanların piyasa, endüstri, firma ve bireygibi nispeten küçük birimlerle ilişkili tercihlerini inceleyen bölümüdür. Mikro iktisadınanaliz araçları mikroskoba benzer. Mikro iktisadın temel konuları arasında, bireysel ekonomikkararların oluşturulması, kaynak dağılımı, fiyatlar, üretim ve gelir dağılımının belirlenmesiyer alır.Makro iktisat ise iktisadın, bir bütün olarak ekonomiyi ve toplulaştırılmış ekonomikdavranışı inceleyen bölümüdür. Makro iktisat; milli gelir, para, bankacılık, enasyon, ekonomikbüyüme gibi makro konuları inceler. Makro iktisadın analiz aracı, mikro iktisadınmikroskobuna karşılık teleskoptur. Mikro iktisatta iktisatçılar tek bir fiyat üzerinde incelemedebulunurlarken, makro iktisatta genel fiyat düzeyi üzerinde dururlar. Örneğin; mikroiktisat belirli bir mal veya hizmetin talebi ile ilgilenirken, makro iktisat mal ve hizmetlerintoplam talebi ile ilgilenir.Aşağıda belirtilen konuların her birinin mikro iktisat veya makro iktisat kapsamından hangisinegireceğini tartışınız:a. Bir ailenin gelirinin ne kadarlık kısmını tasarruf edeceğine ilişkin kararıb. Otomobillerin çevreye yaydığı duman için devlet tarafından getirilen standardın etkileric. Ülkedeki tasarruf miktarının ekonominin üretim kapasitesi üzerindeki etkisid. Bir firmanın kaç işçi çalıştıracağına ilişkin kararıe. Para miktarındaki değişmeler ile fiyatlardaki değişmeler arasındaki ilişkiİKTİSADIN YÖNTEMİİktisadi tercihlerin nasıl yapıldığı ve bunların ekonomi üzerindeki etkilerinin neler oldu-ğunu açıklayabilmek amacıyla, iktisatçıların teoriler (veya modeller) geliştirmesi iktisadianaliz olarak adlandırılır. Bir iktisadi teori veya model sözel olarak açıklanabileceği gibigrafiksel ve matematiksel olarak da geliştirilebilir.Bir iktisadi teori veya iktisadi model, gerçek yaşamla ilgili tespitlerde bulunabilmekamacıyla kullanılan iktisadi ilişkilerin basitleştirilmiş biçimde ifade edilmiş versiyonudur.Bir teori veya model, inc12 İktisada Giriş-Imek zorunda değildir. Aslında bir teori ne kadar fazla detaya inerse, anlaşılması o derecegüçleşir ve büyük bir olasılıkla kullanışsız hâle gelir. Yaşadığımız dünya son derece karmaşıkilişkilerden oluşmaktadır. Bu ilişkilerin anlaşılır biçimde açıklanması isteniyorsamutlaka basitleştirme yapılması gerekir.İktisat dersi alan öğrenciler genellikle teorinin taşıdığı önem konusunda fazla fikir sahibiolmazlar. Oysa kitabınızın daha sonraki bölümlerinde geliştirilecek modellerin anla-şılmasında ilk aşama, teorinin neden ve nasıl geliştirildiğini kavrayabilmekten geçmektedir.Örneğin, büyük bir olasılıkla “Tamam, dediğin teorik olarak doğru ama pratikte işleröyle yürümüyor.” türünden eleştirileri (hatta kimi zaman küçümsemeleri) duymuşsunuzdur.Aslında bu eleştirilerde vurgulanmak istenen, gerçek yaşamdaki ilişkilerde teorininçok fazla açıklayıcı olmadığıdır. Aslında bu türden söylemleri dile getirenler önemli birhususu gözden kaçırmaktadırlar; zira bu türden bir söylemle, geçerliliğine inanmadıkları(ya da daha doğru bir ifadeyle anlamadıkları) bir teorinin yerine kendi teorilerini koymaktadırlar.Aslında bunu söyleyen kişi, “Daha iyi çalışan kendi teorim var.” demektedir.Şimdi bir teorinin nasıl geliştirildiğini ve nasıl kullanıldığını kısaca gözden geçirebiliriz.İktisadi sorunların analiz edilmesinde iktisatçılar, bilimsel yöntem olarak adlandırılanteorik inceleme sürecini kullanırlar ve bu süreç dört aşamadan oluşur:Birinci Aşama: Bilimsel yöntemde ilk adım, incelenen iktisadi sorunla ilişkili temeldeğişkenlerin belirlenmesi ve tanımlanmasıdır. Değişken, farklı olası değerler alabilen birölçüttür. Örneğin, kola fiyatı veya bir haada satılan kola miktarı gibi. Belirlenen değiş-kenler, geliştirilecek teorinin temel unsurları oldukları için son derece dikkatli seçilmelerigerekir.İkinci Aşama: Bilimsel yöntemde ikinci aşama, teorinin uygulanacağı ilişkiyle ilgilivarsayımların yapılmasıdır. Bu varsayımlardan en önemlisi, daha önce değinilen, diğerşartlar sabittir varsayımıdır. Bu varsayımın yapılmasından amaç, ilgili değişkenlerin belirlenmesive sorunun açıklanmasında önemli olabilecek diğer değişkenlerin sabit kaldığınıvarsayarak belirlenen değişkenler arasındaki ilişki üzerinde yoğunlaşabilmektir. Örneğin,kola fiyatının satın alınan miktarı nasıl etkilediğini araştırmaya karar verdiğimizi kabuledelim. Kola fiyatı ile satın alınan miktarı arasındaki ilişkiyi izole edebilmek için, satınalınan kola miktarını etkileyebilecek diğer önemli değişkenlerin (örneğin, tüketicilerinzevk ve tercihlerinin, tüketicilerin gelirinin, alternatif ürünlerin satış fiyatının, hava sıcaklığının)değişmediğini kabul ederiz.Bilimsel yöntemde, bireysel davranışlarla ilgili varsayımlar da yapılır ve bunlar davranışsalvarsayımlar olarak adlandırılır. Daha önce de değinildiği gibi, en temel davranışsalvarsayım rasyonel davranış varsayımıdır. Bu varsayıma göre, bireyler karar alırkenrasyonel olarak kendi çıkarlarını gözetirler ve buna uygun olarak tercihlerini yaparlar.Rasyonellik varsayımına göre her tüketici, elde edeceği tatmin düzeyini en yüksek düzeyeçıkaracak ürünleri satın alır. Firmalar açısından değerlendirildiğinde, her firma elde edeceğikârı en yüksek düzeye çıkaracak ürünleri üreterek rasyonel davranır.Üçüncü Aşama: Bilimsel yöntemde üçüncü aşama hipotezin ortaya konmasıdır. Hipotez,seçilen değişkenlerin birbiriyle nasıl bir ilişki içerisinde olduklarını ifade eden teorianlamına gelmektedir. Örneğin, bir teori, diğer koşullar sabitken, kola fiyatı artarsa satınalınacak kola miktarının azalabileceğini öne sürebilir. Bu durumda hipotez, fiyatı artarsasatın alınacak kola miktarının ne olacağına ilişkin tespittir. Geliştirilen bu teorinin amacı,diğer teorilerde olduğu gibi gerçek yaşamla ilgili tespitlerde bulunabilmektir.Dördüncü Aşama: Bir teorinin geçerliliği, bu teori aracılığı ile yapılan tespitlerin kanıtlarlakarşılaştırılması suretiyle test edilir. Dördüncü aşamayı oluşturan hipotezin testedilebilmesi için incelenen değişkenler üzerinde yoğunlaşmak gerekirken diğer faktörlerinde kontrol edilmesi gerekir. Zira bu test sonucuna göre, kanıtlarla uyumlu olmaması 1. Ünite – İktisadı Neden Öğrenmeliyiz? 13hâlinde teorinin reddedilmesi veya daha iyi tespitlerde bulunmaya olanak tanıyacak yenisigeliştirilinceye kadar kullanılması söz konusudur.Bir teorinin görevi, iktisadi değişikliğin tercihler üzerindeki etkisini ve bu tercihlerinbelirli bir piyasada veya ekonominin bütününde yaratacağı etkiyi belirlemektir. Bu durumiktisatçıların belirli bir tüketicinin veya üreticinin davranışlarını belirlemeye çalıştıklarıanlamına gelmemektedir. Zira belirli bir iktisadi birim önceden belirlenemez bir şekildedavranabilir. Burada söz konusu olan, belirli bir gruba dâhil olan iktisadi birimlerin ortalamadavranışının belirlenmesidir. Örneğin, dersinize gelen hoca bu haaki derse hangiöğrencilerin gelmeyeceğini tek tek öğrenci bazında önceden bilemez; ancak ortalama olaraköğrencilerin yüzde kaçının bu haaki derse gelmeyeceğini tecrübelerine dayanarakbelirleyebilir. Benzer şekilde, McDonald’s temel ürünlerinden biri olan BigMac fiyatınıyarı yarıya düşürürse, restoran yöneticisi hangi müşterilerin daha fazla BigMac alacağınıbilemez ancak ortalama olarak bir tespitte bulunarak BigMac satışlarının ne kadar artacağınıdaha doğru biçimde belirleyebilir. Bu nedenle, iktisatçılar belirli bir iktisadi biriminspesifik olarak nasıl davranacağını belirlemeye çalışmak yerine, gruptaki kişilerin(McDonald’s müşterileri gibi) ortalama davranışını belirlemek üzerinde yoğunlaşırlar.POZİTİF VE NORMATİF ANALİZ YÖNTEMİBasitleştirici modeller aracılığı ile çalışan iktisatçılar gerçek dünyanın nasıl çalıştığınıaçıklamaya çaba gösterirler. Oysa kimi zaman iktisatçılar gerçek dünyanın nasıl çalıştığıile değil, nasıl çalışması gerektiği ile de ilgilenirler. Örneğin, “Türkiye’de işsizlik oranı %10düzeyindedir.” ifadesi ile “Türkiye’de işsizlik oranı %10’dan daha aşağıya düşürülmelidir.”ifadesini karşılaştıralım. Bunlardan ilki pozitif iktisadi ifade olarak adlandırılır; zira ger-çek yaşamdan elde edilecek kanıtlarla bu ifadeyi desteklemek veya reddetmek mümkündür.Sözü edilen ikinci ifade ise normatif iktisadi ifade olarak adlandırılır. Çünkü bu ifadebir görüşü yansıtmaktadır ve bu görüşün gerçek yaşamdan elde edilecek kanıtlarla doğruveya yanlış biçiminde değerlendirilebilmesi mümkün değildir. Pozitif ifadeler ne olduğuile ilgili iken, normatif ifadeler bunu dile getiren kişinin görüşünü, değer yargılarını yansıtanne olması gerektiği ile ilgili ifadelerdir. Normatif ifadelerin mutlaka doğru olmasıgerekmemektedir; ancak bu ifadeler elde edilecek kanıtlarla reddedilebilir veya kabul edilebilirler.Teoriler, “Fiyatlar arttığında satın alınacak miktar azalır.” ifadesinde olduğu gibi pozitififadeler kullanılarak açıklanırlar. İktisatçılar arasındaki anlaşmazlığın büyük bir bölümünormatif sorunlarla ilgilidir (Örneğin, devletin ekonomideki rolünün ne olması gerektiğikonusunda iktisatçılar uzun yıllardan beri anlaşamamaktadırlar).Aşağıdaki ifadelerin her birini pozitif veya normatif olarak sınıandırarak gerekçenizi açıklayınız:a. Toplum, kısa dönemde enasyon ile işsizlik arasında ters yönlü bir ilişki bulunduğu ger-çeği ile yüz yüzedir.b. Bir ekonomide parasal genişleme oranının azaltılması enasyonu düşürecektir.c. Merkez bankası parasal genişleme oranını azaltmalıdır.d. Asgari ücret uygulaması gençler arasında işsizliğin artmasına neden olmaktadır.e. Düşük vergi oranları çalışma ve tasarruf yapma arzusunu güçlendirir.İKTİSADI NASIL ÇALIŞMALIYIZ?Bu kitabı okudukça ya da derste hocanızı dinledikçe başınızı onaylar biçimde salladığınızıve her şeyin yerine daha iyi oturduğunu düşünmeye başladığın14 İktisada Giriş-Isize kolay bir ders olarak gelmeye başlayacak. Aslında iktisat basitçe yürütülebilecek birmantık sorgulamasına dayandığı için izlemesi kolay bir bilim dalıdır. Ancak izlemek ileöğrenmek farklı şeylerdir. Konular ilerledikçe iktisadın pasif bir biçimde değil aktif olarakçalışması gerektiğini göreceksiniz.Eğer bu satırları rahat bir koltukta yatarak okuyorsanız veya koltukta bir elinizde televizyonunuzaktan kumandası varken okumaya çalışıyorsanız veya çalışma masanızdabir gözünüz cep telefonunda okuma yapıyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Aktif çalış-ma, masanızda oturarak, elinizde bir kalem ve önünüzde boş kağıt bulunarak bu kitabıokumanız anlamına gelmektedir. Belirli aralıklarla (örneğin; ünite içinde her ana başlığıokumayı tamamladığınızda) kitabı kapatmanız ve öğrendiklerinizi not etmeniz yararlıolacaktır. Her bir mantıksal çıkarımdaki adımları listelemeniz, öğrendiğiniz her bir modeldekisebep-sonuç basamaklarının kökenine inmeniz ve modeli temsil eden grafikleriyeniden kendi başınıza çizmeniz şiddetle önerilmektedir. Bunlar öğrendiğiniz temel iktisadiilkeleri düşünmenize ve bunların öğrendiklerinizle bağlantısını kurmanıza olanaktanıyacaktır. Görüldüğü gibi bu kolay bir çalışma yöntemi değildir, ancak bu şekilde çalıştığınızdaiktisadı daha iyi anlayacak kendi yaşamınızı ve etrafınızdaki dünyayı daha iyideğerlendirebileceksiniz.

GİRİŞBireylerin ve toplumların karşı karşıya bulunduğu temel ekonomik sorun kıtlıktır. Kıtlık,isteklerimizin sahip olduğumuz kaynaklardan daha fazla olması durumunda ortaya çıkar.Toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin doğasından gelen isteklerin sınırsız olması veekonominin bu istekleri karşılayacak kadar kaynaklara sahip olmaması ekonomi ilmininortaya çıkış nedenidir. Tüm ekonomik birimlerin kıtlıkla mücadele etme eylemleri iktisadifaaliyet olarak tanımlanır. Tüm iktisadi faaliyetler isteklerle kaynaklar arasındakidengesizliği azaltarak, insanların refahını artırmaya yöneliktir.Genelde iktisat tanımı, kıtlık ve iktisadi faaliyet kavramları kullanılarak yapılır ve iktisat;halkın sınırsız isteklerini karşılamak için sınırlı kaynakların nasıl kullandığını araştı-rır. Kıtlık, beraberinde tercih sorununu da yaratır. Çünkü tüm isteklerimizi karşılamadakigüçlük bizi sınırlı kaynaklarımızı en iyi şekilde nasıl kullanabileceğimiz konusunda seçimyapmaya zorlamaktadır. Öyleki, bu zorunluluk iktisadın bir tercih bilimi olarak adlandırılmasınaneden olmaktadır. Buna göre iktisat, ekonomik birimlerin yaptığı tercihleri açıklamakve tercihleri etkileyen durumlar değiştiğinde nelerin olabileceğini öngörmektedir.Tercih yapmak fayda ve maliyetle ilgilidir. Tüm ekonomik birimler yapacakları tercihlerdeen çok fayda sağladıkları mal ve hizmetlere yöneleceklerdir. Bu mal ve hizmetlerimümkün olabildiğince en düşük maliyetle elde etmeye çalışarak net faydalarını maksimizeedeceklerdir.KITLIK VE TERCİHMevcut kaynakların isteklerimizi karşılayamaması sonucu varolan kıtlık ekonomi bilimininortaya çıkış nedenidir. Çünkü ekonomi bilimi, kaynakların kıt olması nedeniyleinsanların yaptıkları tercih ve bu tercihler sonucunda insanlar arasındaki ekonomik etkileşimleriinceler.Kaynaklar; mal ve hizmet üretiminde kullanılan doğa ya da insanlar tarafından sağ-lanan tüm araçlardır. Doğa tarafından sağlanan kaynaklar; su, petrol, mineraller, vahşiyaşam, orman vb. binlerce varlığı içerir. Tüm bu doğal kaynakları ifade etmek için toprakterimi kullanılır. Toprak ne kadar çok olursa olsun sınırları vardır. Bu sınırlılık yüzündenkullanımı için alternatieri arasında tercih yapılmasını zorunlu kılar. Örneğin, bir araziparçasının farklı amaçlar için kullanılabileceğini düşünebiliriz. Şöyleki; üzerine ev inşaedilebilir, alışveriş merkezi ya da benzin istasyonu inşa edilebilir, otel, öğrenci yurdu yada otopark yapılabilir. Ancak bunların tümü aynı anda yapılamaz, sadece alternatierdenbiri tercih edilir.Kıtlık Tercih ve Fayda28 İktisada Giriş-Iİnsanlar tarafından sağlanan kaynaklar içinde ilk olarak doğrudan emek faktörünügösterebiliriz. Emek, mal ve hizmet üretmek için gerekli fiziksel ve zihinsel çalışmalardır.Emek de bir tür kıt kaynaktır. Çünkü hem zamanı sınırlıdır (Bir günde 24 saat vardır.)hem de kalifiye eleman sayısı çok fazla değildir. Örneğin; girişimci, emeğin özel bir türüolup, yeni ürünler geliştirmek için sınırlı kaynakları birleştiren, risk alan kişilerdir. Göreceliolarak bu ruha çok az kişi sahip olduğu için kıt bir insan kaynağıdır.İnsanlar tarafından sağlanan bir başka kaynak ise sermaye olarak adlandırılan ve diğermalları üretmek için kullanılan makineler, araçlar ve fabrikalardır. Ekonomi bilimindesermaye kavramı ile fiziksel sermaye, malları ifade edilir ve bu kavram finansal sermayedenfarklıdır. Finansal sermaye fiziksel sermaye üzerinde mülkiyet hakkını ifade eder. Örneğin,elinde bin adet TOFAŞ’a ait hisse senedi bulunduran iştirakçiler finansal sermayeyesahiptirler. Ancak TOFAŞ araba üretim fabrikaları ve çeşitli aşamalardaki pek çok arabastokuna sahiptir. Finansal pay sahipleri dolaylı olarak TOFAŞ’ın fiziksel sermayesine sahiptirler.Kısaca finansal sermaye ile fiziksel sermaye arasındaki ilişki; finansal sermayeninfiziksel sermaye alması için gerekli olmasıdır. Bu yüzden para doğrudan bir üretimfaktörü (sermaye) değildir.Makinelere, binalara yapılan yatırımlarla sonuçlanan fiziksel sermaye yanında bir deinsanların kendilerine yaptığı yatırımla ortaya çıkan beşeri sermaye vardır. İnsanlar ekonomist,avukat, doktor, mühendis olmak için üniversitelere devam ederler. Mesleklerindedaha iyi olmak için yüksek lisans, meslek içi eğitim ve doktora yaparlar. Eğitim ile birlikteinsanların verimlilikleri de artar.Dikkat edilirse, yukarıda açıkladığımız kaynakları üç gruba ayırıp bunları; toprak,emek ve sermaye olarak tanımladık. Bu kaynaklar aynı zamanda üretim faktörü ya da girdiolarak da adlandırılırlar. Kaynaklar ne kadar çok olursa olsun sınırlıdır. Üretim faktörlerisınırlı olduğu için, bir ekonomide üretilebilecek mal ve hizmetler de sınırlı olacaktır. Busınırlılıklar, ekonomide bir malın üretimi arttırıldığında, başka malların üretiminin azalmasıgerektiğini ortaya koyar. Aslında toplumda her şey kıttır, yani bireylerin tümününihtiyaçlarına yetecek kadar bol miktarda kaynaklar veya mallar mevcut değildir. İnsanlarbu mallara sahip olmak istediklerinde bir bedel ödemeleri gerekir. İşte bu nedenle bu mallarekonomik mal olarak tanımlanırlar. Kıtlığı çekilmeyen mallar ise serbest mallardır. Birserbest malı kullanmakla başka alternatierden vazgeçilmez, dolayısıyla serbest mal içinbir bedel de ödenmez. Ancak çevremizde serbest mala rastlamak çok güçtür. Örneğinhava serbest mal olarak gözlenebilir, ancak havayı insanlar hem kirletirler hem de temizhava için gerekli önlemleri alma çabası içinde olurlar. Bu alternatiere göre değerlendirildiğindehava da kıt mal sınıandırması içine girer. Dolayısıyla ilgilendiğimiz çoğu şeykıttır ve ekonominin kapsamı oldukça geniştir.Aslında tüm kaynaklarda var olan kıtlık; insanların arzuladıklarından daha az mal vehizmete sahip olacakları sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle insanlar seçim yapmakzorunluluğu ile karşı karşıyadırlar. Yani kişiler bir şeyden fazlasına sahip olmak için ötekişeyden azına sahip olmayı kabul etmek durumundadırlar.Mal ve hizmet üretiminde kullanılan doğa ya da insanlar tarafından sağlanan kaynaklarneden kıttır?SEÇİM VE FIRSAT MALİYETİTüm isteklerimizi karşılamadaki güçlük, bizi sınırlı kaynaklarımızı en iyi şekilde nasıl kullanabileceğimizkonusunda seçim yapmaya zorlamaktadır. Kıt kaynakların nasıl kullanılacağıkonusunda akılcı seçimlerin yapılması ekonominin temel konusunu oluşturmaktadır.Akılcı (rasyonel) seçimlerin yapılabilmesi için, dikkate alınan her bir seçenek ya da alter12. Ünite – Kıtlık Tercih ve Fayda 29natife ilişkin fayda ve maliyetlerin karşılaştırılması gerekir. Belirli bir karar ya da seçiminsağladığı fayda, bu seçime ilişkin maliyeti aşıyorsa, refah düzeyimiz yükselecektir ve buseçim rasyoneldir.Ekonominin bize öğrettiği temel derslerden biri, yaptığımız tüm seçimlerin bir maliyetiçermesidir, yani bedavacılık söz konusu değildir. Beğendiğimiz bir şeyi elde etmekistediğimizde ya da bir şey yapmak istediğimizde, alternatif başka bir şeye sahip olmaktanya da başka bir şeyi yapmaktan vazgeçmemiz gerekir. Belirli bir tercih ya da davranış içinvazgeçmek zorunda kaldığımız en değerli alternatif bu seçimin ya da davranışın fırsatmaliyetidir. Alternatif maliyet olarak da adlandırılan fırsat maliyeti, kısaca bir kararı uygularkenvazgeçilen karar şeklinde tanımlayabiliriz.Örneğin, bu bölümü okurken hangi alternatierden vazgeçiyorsunuz? Belki başka birders çalışacaktınız, belki çok sevdiğiniz bir filmi izleyecektiniz, belki de yakın arkada-şınızla birlikte geleceğe ilişkin hayaller kuracaktınız. İşte bu bölümü okumanızın fırsatmaliyeti, en çok yapmak istediğiniz alternatif şeydir. Daha basit bir örnek olarak, yaz tatiliniAntalya’da ya da Bodrum’da geçirmek üzere karar vermek durumunda olan bir çişayet Bodrum tatilini tercih etmiş ise Antalya’daki tatilden vazgeçecektir. Bu durumdaBodrum’da tatil yapmanın alternatif maliyeti Antalya’daki tatil olacaktır.Bir başka örnek olarak, bir kentin belediye başkanı kentte raylı sistem ile taşımacılıkprojesini ön plana çıkarır ise, yolların düzenlenmesi, parkların düzenlenmesi, ışıklandırma,halk kütüphanesi… vb gibi harcamalarda kısıtlama yapmak zorunda kalır. İşte raylısistem için fırsat maliyeti, bu sistem yerine yapılabilecek şeylerdir.Yine herkesi etkileyen bir başka örnek, meclisteki bütçe tartışmaları ve sonuçlarıdır.Eğer ülke kaynakları yeterli değilse bir kesimin harcamalarındaki artış bir başka kesiminharcamalarındaki azalışa neden olacaktır. Örneğin; savunma harcamaları arttırılırsa, eğitimve sağlık gibi harcamaların kısılması zorunluluğu ortaya çıkar. Bu örneğimizde belirlibir dönem için daha fazla savunma amaçlı mal ve hizmet üretilmesi, ülke ekonomisininsınırlı kaynakları nedeniyle başka amaçlar için üretilecek mal ve hizmet üretimindeazalmaya neden olacaktır. Burada savunma harcamalarının yapılmaması gibi bir sonuççıkarmak yerine amaç, bunun alternatif maliyetlerini ortaya koymak olmalıdır. Buradavurgulanan bir karara ilişkin fayda ve maliyet analizi doğru yapılmıyorsa, kıt kaynaklarınnasıl kullanılacağı konusunda sağlıklı değerlendirmelerin yapılamayacağıdır.FIRSAT MALİYETİ VE PARASAL MALİYETKıtlıkla karşı karşıya bulunan insanların yaptıkları tercihleri; fırsat maliyeti önemli ölçüdeetkiler. Eğer bir mal ya da hizmetin fırsat maliyeti artıyorsa insanlar bunun alımını azaltırve bunun yerine daha ucuz olanı ikame etmeye çalışır. Bu çerçevede; fırsat maliyeti ilefiyat arasındaki ilişkiyi bilmemiz çok önemlidir. Piyasa ekonomilerinde her şeyin bir fiyatıvardır. Ancak bir malın, örneğin bir arabanın gerçek maliyeti piyasa fiyatı değildir. Çünküarabanın gerçek maliyeti, araba üretimi nedeniyle vazgeçilen üretilemeyen diğer şeylerin(buzdolabı, bilgisayar, televizyon…) değeridir. Yani fırsat maliyetine, bir otomobil üretimiiçin ekonominin katlandığı gerçek fedakarlık olarak bakabiliriz. İyi işleyen bir piyasadabir malın fiyatı ile fırsat maliyeti arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bir malı satın almakiçin vazgeçtiğimiz TL miktarı o mal için parasal fiyattır. Bu alım kararının fırsat maliyetivazgeçtiğimiz en iyi alternatif karardır. Daha basit bir örnek olarak, bir fincan kahve aldığınızdabir başka şeyi almaktan vazgeçiyorsanız, eğer vazgeçtiğiniz en iyi şey bir dilimnefis kek ise bir fincan kahvenin fırsat maliyeti bir dilim kektir. Bunları değer cinsindenölçmede parasal fiyatları kullanabiliriz. Eğer bir fincan kahve 5 TL ve bir dilim enfes kek 10 TL ise, bir fincan kahvenin fırsat maliyeti yarım dilim enfes kektir. Fırsat maliyetinihesaplamak için kahvenin fiyatını kekin fiyatına oranlamak yeterlidir. Bu oran bize nisbiFırsat Maliyet: Alternatifmaliyet olarak da adlandırılanfırsat maliyeti, kısaca bir kararıuygularken vazgeçilen kararşeklinde tanımlanabiliriz.İyi işleyen bir piyasada bir malınfiyatı ile fırsat maliyeti arasındaçok yakın bir ilişki vardır. Bir malısatın almak için vazgeçtiğimizTL miktarı o mal için parasalfiyattır. Bu alım kararının fırsatmaliyeti vazgeçtiğimiz en iyialternatif karardır.30 İktisada Giriş-Ifiyatı vermektedir ki bu aynı zamanda fırsat maliyetidir. Yani bir fincan kahve alabilmekiçin ne kadarlık kekten vazgeçmemiz gerektiğini göstermektedir.Fırsat maliyeti ile parasal maliyetin aynı şey olduğunu söylemek bir yanılgı olur. Çünküpiyasa iyi işlemediğinde parasal maliyet fırsat maliyetini yansıtmaz. Hatta bazı şeyleraçık bir fiyat etiketi taşımazlar. Örneğin, üniversitede okumanız sonucu ailenizin katlandığıparasal maliyet ile ekonomik açıdan hesaplayacağınız fırsat maliyeti aynı değildir.Ailenizin katlandığı parasal maliyetleri kolaylıkla hesaplayabilirsiniz; okul harçları, kitapkırtasiye alımları, barınma ve yeme harcamalarını toplayabilirsiniz. Fakat bu toplama iliş-kin bazı problemler var. Şöyle ki; öğrenci okumasa bile giyim ve yemek için harcamasıolacaktır. Burada üniversiteye devam etmenin en büyük maliyeti göz ardı ediliyor, okuldageçirilen zaman bir işte çalışarak kullanılamaz. Dolayısıyla en büyük maliyeti bu oluştururancak parasal maliyet hesabında bunlar dikkate alınmaz.ÜRETİM İMKÂNLARI SINIRIEkonomik ilişkileri açıklamada ve anlaşılır biçime getirmede modeller kullanılır. Üretimimkânları sınırı, ekonominin en önemli kavramlarından kıtlık, seçim (tercih) ve fırsat maliyetigibi temel kavramları açıklamada kullanılan yararlı bir analitik modeldir. Bir ekonomidebinlerce mal ve hizmet üretilmesine rağmen, ekonomideki üretimin iki geniş kategoridetoplanabileceğini varsayalım. Bunların da tüketim malları ve yatırım malları olduğunudüşünelim, hatta kolaylık sağlamak amacıyla tüketim mallarını temsilen tereyağını ve yatırımmallarını temsilen bilgisayarı örnek mallar olarak seçelim. Tereyağı ve bilgisayar endüstrileriekonominin tüm üretim faktörlerini kullanmaktadırlar. Üretim imkânları sınırı;mevcut üretim faktörleri ve üretim teknolojisi veri iken belirli bir dönemde ekonomininmaksimum düzeyde üretebileceği çeşitli çıktı (ürün) bileşimlerini gösteren eğridir. Tablo2.1’de tereyağı ve bilgisayar için üretim olanakları sınırı üzerinde altı farklı seçim gözlemiyapılmış ve Grafik 2.1’de ise üretim imkânları sınırı eğrisi çizilmiştir.Bu ekonomide eğer tüm kaynaklar tereyağı endüstrisinde kullanılmış olsaydı, yılda800 milyon ton tereyağı üretilecekti ve hiç bilgisayar üretilmeyecekti. Şayet tüm kaynaklarbilgisayar endüstrisinde kullanılmış olsaydı yılda 500 milyon adet bilgisayar üretilecektive hiç tereyağı üretilmeyecekti. Bu iki uç durum dışında, eğer ekonomideki kaynaklar ikiendüstri arasında paylaşılmış olsaydı, örneğin C noktasındaki gibi 200 milyon bilgisayarüretilmiş olsaydı geriye kalan kaynaklarla 650 milyon ton tereyağı üretilirdi. Ya da Dnoktasındaki gözleme göre, 300 milyon adet bilgisayar üretilmiş olsaydı tereyağı üretimi500 milyon tona düşecekti. Grafik 2.1 ve Tablo 2.1’de ekonomideki mevcut kaynaklarıntereyağı üretiminden bilgisayar üretimine kaydığında, ya da tersi olduğunda maksimumdüzeyde üretilebilecek olası üretim düzeyleri gösterilmiştir.Üretim imkânları sınırı eğrisi; kıtlığın sonuçlarını ekonomideki tercihleri ve her tercihinalternatif maliyetini göstermektedir. Grafik 2.1, den üç farklı durum gözlenebilir.Bunlar eğri üzerindeki noktalar, eğrinin içinde ve dışındaki noktalardır. İlk olarak eğriiçindeki G noktasına bakalım. Bu bileşime göre ekonomide 300 milyon adet bilgisayarve 300 milyon ton tereyağı üretilmektedir. Ancak üretim imkânları sınırı eğrisi bize aynıkaynaklarla daha fazla bilgisayar üretilmesinin mümkün olduğunu (E noktası gibi) ya daD noktasına gelmekle daha fazla tereyağı üretilebileceğini göstermektedir. Hatta her ikisindende daha fazla üretimin olası olabileceğini (D ve E arası) ortaya koyuyor. G gibiüretim imkânları sınırı eğrisi içerisindeki noktalarda ekonomi bazı nedenlerden dolayı iyiişlemiyor, etkin üretim sağlanamıyor ve ekonomi yeteri kadar istihdam yaratamıyor ya daüretim faktörleri tam kapasite kullanılmıyor.

Artan Fırsat MaliyetTablo 2.1’de gözlemlenen üretim olanakları, ekonominin bütünü için fırsat maliyeti kavramınıaçıklamaktadır. Daha fazla bilgisayar üretmenin fırsat maliyeti, vazgeçilen tereyağımiktarıdır. Örneğin, toplum üretim faktörlerinden bir kısmını tereyağı üretiminden bilgisayarüretimine kaydırdığında, D noktasından E noktasındaki bileşime geldiğinde 200milyon ton tereyağı üretiminden vazgeçerek, 100 milyon adet fazladan bilgisayar üretebilmiştir.Yani ekonomi D noktasında iken 100 milyon adet daha fazla bilgisayar üretmeninfırsat maliyeti 200 milyon ton tereyağıdır.Tabloda fırsat maliyeti konusunda gözlemlenen önemli bir durum, artan fırsat maliyetidir.Çünkü gözlemlerde sırasıyla aşağı doğru inildikçe bilgisayar üretimi artmaktadır. Buartışların 100’er birimlik (milyon adetlik) olduğu görülmektedir. Oysa vazgeçilen tereyağıüretimi ilk satırdan ikinci satıra geçişte 50 birimken (milyon ton), üçüncü satıra geçişteTablo 2.1Üretim OlanaklarıGrafik 2.1Üretim İmkânlarıSınırı Eğrisi900Tereyağ (Milyon Ton/Yıl) 800700600600500Bilgisayar (Milyon Adet / Yıl)FGEDC HB A400400 5003003002002001000 100032 İktisada Giriş-I100 birime, dördüncü satırda 150, beşinci satırda 200 birime yükselmiştir. Yine son satırda100 birimlik bilgisayar üretimi için vazgeçilen tereyağı miktarı 300 birim olmuştur.Buradan çıkan sonuç; bilgisayar üretmenin fırsat maliyeti, tereyağı üretimi cinsinden sü-rekli artmaktadır. Her ilave bilgisayar giderek daha fazla tereyağı üretiminden vazgeçmeyigerektirmektedir. Bu durum, artan fırsat maliyeti olarak ifade edilir. O hâlde artan fırsatmaliyeti; bir malın daha fazla üretilmesi için diğer maldan artan miktarlarda vazgeçilmesigereken bir durum olarak tanımlanır.Üretim imkânları sınırı eğrisi neyi ifade eder, neden orijine göre içbükey çizilir?Peki artan fırsat maliyetinin altında yatan temel mantık nedir? Şimdi kısaca bunuaçıklayalım: Varolan sınırlı kaynaklardan bazıları tereyağı üretimi için uygun olurken, bazılarıda bilgisayar üretimi için uygun nitelik taşımaktadır. Örneğin; tereyağı üretimindeoldukça iyi olan işgücünün büyük bir kısmı bilgisayar üretiminde iyi olmayabilir. Böylesibir durumda daha fazla bilgisayar üretimi gerçekleştirilmek istendiğinde, giderek bilgisayarüretimi için uygun olmayan, sadece tarımla ilişkili kişiler ve kaynaklar da bilgisayarüretimine kaydırılacaktır. Sonuçta verim düşüklüğü gözlenecek ve aynı sayıdaki bilgisayarüretimindeki artış için giderek daha fazla miktarda tereyağı üretiminden vazgeçilecektir.Yani çiçileri, gıda ve ziraat mühendislerini gereğinden fazla toprağı bilgisayar üretiminekanalize ederseniz; bunun tereyağı üretimi açısından çok maliyetli olacağını ve bilgisayarüretimine de çok az katkı yapacaklarını herhâlde düşünebilirsiniz. Dikkat edilirse bu artanfırsat maliyeti nedeniyle üretim imkânları eğrisi orijine göre içbükey çizilmiştir.Fırsat maliyetini analiz etmenin bir yolu da, üretim imkânları sınırı eğrisine çizilen teğetlerineğimini incelemektir. Bunun için örneğimizdeki üretim imkânları eğrisine bakarsanızbilgisayar üretimi arttıkça eğim negatif olmakla birlikte sürekli dikleşmektedir. Çizilen teğetlerineğiminin negatif işaretlisi marjinal dönüşüm oranı olarak tanımlanır. Marjinal dönü-şüm oranı; bir maldan bir birim daha fazla üretmek için öteki maldan ne kadar fedakarlıketmek gerektiğini göstermektedir. Bu ise dikkat ederseniz fırsat maliyeti tanımı ile aynıdır.Bu durumda biz fırsat maliyetini üretim imkânları sınırı eğrisine çizilen teğetin eğimiile ölçebiliriz. Bunun için gerekli formül ise;Fırsat Maliyeti = Marjinal Dönüşüm Oranı = – ΔTΔB∆T ile tereyağı miktarındaki değişim, ∆B ile bilgisayar üretimindeki değişim açıklanmaktadır.Tablo 2.1’in son sütununda bu değerler hesaplanmıştır. Buna göre, A’dan B bileşiminegeçilirken bir bilgisayar daha fazla üretmenin fırsat maliyeti yarım ton tereyağı iken,C’den D’ye geçişte 1,5 tona yükselmiş ve E den F ye geçişte ise 3 tona ulaşmıştır. Yani ilavebir bilgisayar üretebilmek için 3 ton tereyağından vazgeçilmesi gerekliliği açıklanmıştır.Grafik 2.1’de açıkça görüleceği üzere içbükey bir eğri çizilmiştir. Bu eğriye göre fırsatmaliyetini konuşurken, yani bilgisayarın tereyağı cinsinden fırsat maliyetini hesaplarken,ekonominin ürettiği her bir malın ne miktarda olduğuna bakmak oldukça önemlidir. Ekonomidekikaynakların çoğu bilgisayar üretiminde kullanıldığı zaman, üretim imkânlarısınırı eğrisi oldukça dikleşir. Çünkü tereyağı üretimine çok uygun olan üretim faktörleribilgisayar üretiminde kullanılmaktadır. Bu durumda ekonomide vazgeçilen her bilgisayariçin önemli miktarda tereyağında artış sağlanacaktır. Ya da önemli miktarda tereyağıüretiminden vazgeçilerek, ilave bir bilgisayar üretilecektir. Yine ekonomide kaynaklarınçoğu tereyağı üretiminde kullanılıyorsa, üretim imkânları sınırı eğrisi oldukça yatay birhal almaktadır. Bunun anlamı tereyağı üretiminden çok az fedakarlık yapmakla önemliölçüde bilgisayar üretimi arttırılabilecektir.2Marjinal dönüşüm oranı:Bir maldan bir birim daha fazlaüretmek için öteki maldan nekadar fedakarlık etmek gerektiğinigöstermektedir.2. Ünite – Kıtlık Tercih ve Fayda 33Fırsat maliyetinin artan olması durumunda, üretim imkânları sınırı eğrisi orijine göreiçbükey olacaktır ve ekonomide en yaygın biçimde karşılaşılan durumu açıklamaktadır.Şayet fırsat maliyeti değişmiyorsa, her üretim düzeyi için bir sabite eşit ise, böyle bir durumdadoğru şeklinde bir üretim imkânları sınırı eğrisi ile karşı karşıya kalırız.Üretim Olanakları Sınırındaki Kaymalar: Ekonomik BüyümeÜretim imkânları sınırı eğrisi belirli bir zaman diliminde, veri kaynak arzı ve sabit birteknolojiye göre çizilmekte, farklı malların etkin üretimi altında birbirlerine dönüşü-münü göstermektedir. Şayet ekonomide, mevcut olan kaynaklar (üretim faktörleri) vebelirli bir teknoloji ile üretim imkânları sınırına erişilemiyorsa, kaynakların tümü etkinkullanılmıyor, dolayısıyla daha az üretim gerçekleştiriliyor demektir.

Dikkat edilirse üretim imkânları sınırı eğrisi boyunca etkin üretim gerçekleşmekte veteknoloji ile toplumun sahip olduğu kaynakların sabit olduğu varsayılmaktadır. Oysa, bukaynaklar zamanla artabileceği gibi teknolojik gelişmeler de yaşanabilmektedir. Örneğin;zaman içerisinde bir ülkenin işgücü sayısı, sermaye stoku ve bunların nitelikleri arttırılabilirveya yeni bir teknik buluş gerçekleştirilebilir. Böyle bir durumda üretim imkânları sınırı eğ-risi de değişir. Örneğimizde bilgisayar endüstrisindeki teknolojik ilerleme sayesinde mevcutkaynaklarla üretilebilecek bilgisayar sayısı artabilir. Ekonomide üretilen tereyağı miktarı veriiken daha fazla bilgisayar üretilebilir. Grafik 2.2’de görüldüğü gibi üretim imkânları sınırı eğ-risi dışarı kayar. Üretim imkânları eğrisinin sağa kayması, malların daha fazla üretilebileceğianlamına gelmektedir. Üretim artması ekonomik büyüme olarak tanımlanır. İşte ekonomikbüyüme nedeniyle, toplum üretimini D noktası yerine E noktasına taşımıştır.Üretim imkânları sınırı eğrisi, tek mal yerine iki mal için de gözlenebilir. Hatta her ikimal bağlamında aynı yönde ve büyüklükte sağa kayabileceği gibi, farklı büyüklüklerde deŞayet fırsat maliyeti değişmiyorsa,her üretim düzeyi için bir sabiteeşit ise, böyle bir durumda doğruşeklinde bir üretim imkânlarısınırı eğrisi ile karşı karşıyakalırız.Üretim imkânları sınırı belirli birzaman diliminde, veri kaynakarzı ve sabit bir teknolojiye göreçizilmekte, farklı malların etkinüretimi altında birbirlerinedönüşümünü göstermektedir.Grafik 2.2Üretim İmkanlarıSınırı EğrisindekiKayma0010010020020030030040040050050060 0600700750800900EDBİlgisayar (Milyon Adet/Yıl)Tereyağ (Milyon Ton/Yıl)Grafik 2.3Üretim İmkanlarıSınırı EğrisindekiDeğişim: BilgisayarTeknolojisi Daha HızlıGelişirken, TereyağıÜretimindeki GelişmeDaha Düşük Olur.01002003004005006007008009000 100 200 300 400 430 500 600 800Bİlgisayar (Milyon Adet/Yıl)Tereyağ (Milyon Ton/Yıl)ED34 İktisada Giriş-Isağa kayabilir. Örneğin; bilgisayar üretiminde daha fazla sağa kayma gözlenirken, tereyağıüretiminde daha az sağa kayma gözlenebilir. Bu durum Grafik 2.3’te gözlenebilmektedir.Üretim imkânları eğrisi sağa kaydıkça, birtakım imkânsızlıklar artık imkân dâhilinedönüşecektir. Örneğin; 1970’li yıllardaki olanaksızlıklar şimdi olanak dahilindedir. Şimdikiolanaksızlıklar şayet büyük bir duraklama ve savaşlar yaşanmazsa, belki de 2020’lerdeolanak dahilinde olacaktır. Bu nedenle olanaklar geçicidir ve üretim imkânları sınırı eğrisindekaymalar gözlenebilir.

Ekonominin üretim kapasitesindeki artış olarak tanımlanan büyüme aynı zamanda kıtlıkve tercih bağlamında bir ekonomik sorundur. Şöyle ki; eğer şimdi gelecek için yatırım yapmazisek (eğitime, aileye, teknolojiye, sağlığa ve sanayileşmeye) ve her şeyi tüketirsek, ekonomikbüyüme sağlanamaz. Üretim imkânları sınırı eğrisine ilişkin şekilde değişiklik yaparakeksenlerden birinde yatırım mallarını, öteki eksende ise tüketim mallarını gösterelim. Grafik2.4’te görüldüğü gibi şayet toplum, tercihini daha fazla yatırım malları yönünde yaparsa, üretimimkânları eğrisi daha fazla sağa kayacaktır. Çünkü daha fazla yatırım, ülkenin sermayestokunu arttıracaktır. Dolayısıyla üretim imkânları sınırı eğrisindeki kayma, kaynakların nekadarının yatırım malları ve ne kadarının tüketim malları arasında tahsis edildiğine bağlıdır.Eğer gelecek için daha fazla yatırım tercih edilmişse, büyüme daha hızlı gerçekleşecek, büyü-me nedeniyle toplumun bütün bireyleri kazançlı çıkacak ve refah düzeyi yükselecektir. Ancakburadan tüm bireylerin aynı oranda kazançlı çıkacakları anlamı çıkarılmamalıdır. Bazıkesim daha fazla kazançlı çıkarken, bazı kesim daha az kazançlı çıkar, hatta çıkmayabilir de.Bu durum tamamen ekonomideki gelişmelere ve gelir dağılımına bağlıdır.ALTERNATİF İKTİSADİ SİSTEMLERÜretim imkânları eğrisi, kıtlık ve tercih sorununu basit bir şekilde açıklamakla birlikte,her ekonominin yanıtlamaya çalıştığı temel soruları da tartışmamıza olanak sağlamaktadır.Tüm ekonomilerin yanıt aradığı üç temel soru; neler üretilecek, nasıl üretilecek vekimler için üretilecek ya da nasıl paylaşılacak biçimindedir.Bunların ilki neler üretilmeli, sorusudur. (Bu soru aslında üretim imkânları sınırıüzerinde hangi noktada bulunulmalı ve hangi malların

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

anadolu üniversitesi